Giriş
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
 

Arama

Milli Görüş

Milli Görüş Partileri

Siyonizm

İslam Tarihi

Haberler

Navigasyon Menü

İddianameye Cevap 8 PDF Yazdır E-posta
Perşembe, 30 Ekim 2008

BÖLÜM: EK DOSYANIN PARTİMİZLE VE GERÇEKLE İLGİSİ YOKTUR.

İşbu dava açıldıktan bir süre sonra Sn. Başsavcı 7.7.1997 gün ve 1997/432 sayılı tezkeresine ekli olarak ve bu dava ile ilgilendirmek isteyerek Yüksek Mahkeme’ye 111 sahifeden oluşan bir fotokopi derlemesi göndermiştir.

Bu fotokopiler esas dava ile ilgili cevap süresi içinde cevaplandırılmak üzere Yüksek Mahkeme tarafından Partimize tebliğ edilmiş, daha aykıntılı bir cevap için talep ettiğimiz ek süre Yüksek Mahkemece kabul edilmemiştir. Dolayısiyle daha ayrıntılı cevap için çalışmalarımız bir yandan devam etmektedir.

Bu çalışmalarımız tamamlandığında, daha ayrıntılı cevap verme hakkımızı mahfuz tutuyoruz.

Bununla beraber aşağıda zikrettiğimiz açıklamalarımız ve bu açıklamalarımızla ilgili sunduğumuz belgeler bu dosyadaki fotokopilerin ne partimizle, ne dava ile ve ne de gerçekle bir ilgisi olmadığını ve bunların hiçbir iddiaya mesnet teşkil edecek herhangi bir delil niteliğinin de bulunmadığını açıkça göstermek için yeterlidir.

A. BİRİNCİ KISIM: BU DOSYA MUHTEVİYATININ BU DAVA İLE UZAKTAN YAKINDAN BİR İLGİSİ YOKTUR.1. Bu dosyadaki fotokopilerin kimler tarafından ne şekilde tanzim edildiği belli değildir.

2. Fotokopiler delil olamazlar.

3. Bu fotokopilerin muhtevasının ne olduğu aşağıdaki kısımda özetlenmiştir. Bu muhtevanın bu davadaki isnatla uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.

B. İKİNCİ KISIM: BU FOTOKOPİLERİN GERÇEKLE DE BİR İLGİSİ YOKTUR.Ek dosya içindeki münderecat incelendiğinde aşağıdaki hususlar açıkça görülmektedir.

111 sahifeden oluşan bu münderecatın takriben 80 sahifesinin velev ki tutarsız olsun, Refah Partisi'ne bir isnatla uzaktan yakından ilgisi yoktur. Bu 80 sayfalık kısım bir takım uçak biletlerinden, yabancı bir ülkede yapılan toplantıda bir takım yabancıların yaptığı konuşmalara dair bölümlerden söz etmektedir.

Geriye kalan fotokopi sahifeleri ise iki konuya teallük etmektedir:

1. Refah Partisi’ne Libya'daki bir cemiyetin güya parasal yardımda bulunduğuna dair yazılar,

2. Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin ERBAKAN'ın yabancı ülkelerde yabancı bazı kişi ve kuruluşlarla yaptığı iddia edilen temaslar.

Bunların hiçbirisinin gerçekle bir ilgisi yoktur.

Şöyle ki;

Refah Partisi'ne bir cemiyetin güya parasal yardımda bulunduğuna dair fotokopilerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur.

1. Bu gerçek dışı isnad yıllarca önce bir köşe yazarı tarafından ortaya atılmıştır.

2. Bu art maksatlı yayın üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma açılmış ve bu iddia bütün yönleriyle incelenmiştir.

Bu incelemede bu konu ile ilgili gösterilmek üzere ismi geçen Beşir Darçın o tarihlerde Ankara C. Başsavcılığı’na ifade vermiş. İsnadın asılsız olduğunu delilleriyle ortaya koymuştur.

Bu incelemelerde, fotokopilerdeki imzanın Beşir Darçın'a ait olmadığı tesbit edilmiş ve yine bu yayını yapan kimse verdiği ifadesinde kendisine gönderilen fotokopinin kim tarafından nasıl hazırlandığı hakkında bir bilgisi olmadığını belirtmiştir.

Yapılan tahkikat sonucunda hem Beşir Darçın, hemde Necmettin Erbakan hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 22.09.1995 tarih ve Basın Hz. 1994/144, Basın. K. 1995/437 sayılı takipsizlik kararını vermiştir (Ek: Bölüm V, No. 1).

3. Refah Partisi'nin herhangi bir yabancı kuruluştan yardım aldığının iddia edilebilmesi için parti yetkilisi muhasebecisinin imzasını ihtiva eden bir belgenin olması, böyle bir yardımın parti muhasebesine intikal ettiğinin kayıtlarda görülmesi zorunluluğu vardır.

Bunlar olmadığına göre, bu kabil hayali isnatlar sadece siyasi maksatlı propagandalardan ibaret gerçek dışı iddialardır.

4. Adı geçen yayın üzerine konuyu TBMM'de Refah Partisi'nin mal varlığının araştırılması için kurulan komisyonda aylarca araştırmış bu araştırmalardan sonra vaki bir soru üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na, Komisyon Başkanı’nın cevaben yazdığı bir tezkerede:

"araştırmalar esnasında Refah Partisi'nin Libya'dan mali yardım aldığına dair hukuki delil teşkil edecek bir belge bulunmamaktadır" cevabı verilmiştir (Ek: Bölüm V, No.2).

5. Ve yine basında yapılan bu maksatlı yayın üzerine, o tarihte Refah Partisi Genel Sekreteri’nin imzasının muhtevi yazıyla, haberde adı geçen Libya'daki Uluslararası Cemiyet’e başvurmuş, gelen yazıda, bu cemiyetin BM'e üye bir hayır cemiyeti olduğu, hiçbir siyasi faaliyetle ilgilenmediği, bu sebeple Refah Partisi'ne herhangi bir yardım yapılmadığı, hangi ülkede olursa olsun herhangi bir siyasi partiye maddi yardım yapılmasının söz konusu olmadığı açıkça ifade edilmiştir.

Bu gerçekleri gösteren belgeler Ek'te sunulmuştur.

(RP Genel Sekreteri’nin Yazısı, Ek: Bölüm V, No.3).

(Adı geçen cemiyetin cevabi yazısı, Ek: Bölüm V, No.4).

6. Anayasa ve 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na göre Siyasi Partilerin mali denetimi Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır. Bütün partilerin olduğu gibi, Refah Partisi'nin de mali denetimi Anayasa Mahkemesi tarafından muntazaman yapılmaktadır.

Bu meyanda Refah Partisi'nin 1989 Yılı Mali Hesapları da Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmiş ve ibra edilmiştir.

Anayasa’ya göre:

"Yüksek Mahkemenin bu denetimler konusunda verdiği kararlar kesindir." (Mad. 69/3).Hal böyle iken siyasi maksatla başta medya kartelleri olmak üzere bazı çevrelerce yabancı bir dernek tarafından Partimize "maddi yardım" da bulunulduğu mütemadiyen iddia edilmiştir. Bu iddiaları "ispat"lamak gayretiyle ayrıca pek çok "belge" uydurulmuştur, Ek dosya muhteviyatı tetkik edildiğinde görülecektir ki; bu fotokopiler, kaynağı belli olmayan, nerede, ne zaman ve kimler tarafından tanzim edildiği belli olmayan "belge" görüntüsü verilmiş yazılardan ibarettir. Dosyadaki mevcut halleriyle bu fotokopiler belge niteliğini ve dolayısıyla, delil kıymetini haiz değildirler.

C. ÜÇÜNCÜ KISIM: REFAH PARTİSİ GENEL BAŞKANI NECMETTİN ERBAKAN'IN YABANCI ÜLKELERDE BAZI KİŞİ VE KURULUŞLARLA YAPTIĞI İDDİA EDİLEN TEMASLARIN NE GİZLİLİĞİ, NE DE NORMAL MÜNASEBETLERİN DIŞINDA HERHANGİ BİR YANI YOKTUR.1. Necmettin Erbakan Pakistan seyahatini Refah Partisi Genel Başkanı sıfatıyla değil 54.Hükümetin Başbakanı sıfatıyla yapmış ve tüm görüşmeler programlanan şekilde gerçekleşmiştir.

Bu ziyaret sırasında Pakistan Cumhurbaşkanı Sayın Lagari, Başbakan Sayın Butto ile resmi görüşmelerde bulunulduğu gibi Pakistan İslam Devleti’nin kuruluş yıldönümü merasimlerine iştirak edilmiş, Parlamentoya mensup çeşitli milletvekilleri ve parti başkanları ile görüşülmüş ve karşı taraftan gelen bir istek üzerine Pakistan Koalisyon Hükümeti’nin ortağı olan Ulema Partisi Lideri Fazlurrahman ve Cemaat'i İslamiye Partisi Lideri Ahmet Hüseyin, TC. Başbakanı tarafından Büyükelçiliğimiz’de kabul edilmişlerdir. Esasen Anayasası’nda İslami bir Cumhuriyet olduğu bilinen Pakistan'da, ikisi de parlamentonun en önemli partilerinin liderleri olan bu muhterem kişilerle yapılan görüşmelerin hiçbir gizli tarafı yoktur. Öte yandan Necmettin Erbakan'ın Libya'da yapılan bir takım toplantılara katılması Refah Partisi'ni ilzam etmez.

2. Bu nezekat ziyaretlerini kabul T.C. Başbakanı sıfatı ile vaki olmuştur. Refah Partisi ile bir ilişki yoktur.

3. Bu temasların denetimi TBMM'ye aittir. Nitekim 16.10.1996 gününde görüşülen gensoru ile bu denetim yapılmış. TBMM bu konudaki bu gensorunun müzakeresindeki iddiaları varit görmemiş, ve iddiaları reddetmiştir.

4. Necmettin Erbakan'ın Libya'da yapılan bir takım toplantılara davet edilmesi ile Refah Partisi'nin hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü kendisi bu toplantılara bir bilim adamı olarak davet olunmuş, bu toplantılarda şahsi düşünce ve tecrübelerinden yararlanılmak istenmiştir.

5. Nitekim dosya muhteviyatınnın fotokopilerinde KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Denktaşın, Ekonomi Profesörü Sayın Nevzat Yalçıntaş'ın ismi geçmektedir.

Bunlar da bu kabil toplantılara aynı şekilde fikir ve görüşlerinden istifade edilmek üzere davet edilmişlerdir.

6. Esasen bu toplantılara sadece ilim adamları değil, geniş bir basın mensubu grubu da her defasında davet edilmiştir.

Bu da göstermektedir ki bu toplantıların gizlilikle hiç bir alakası yoktur.

7. Libya Uluslararası Çağrı Cemiyetinin bir aksiyonu olarak sözü geçen Müslüman Topluluklar Liderliğinin bir resmi devlet kuruluşu değil, sadece özel olarak teşkil edilen bir konferans heyeti olduğu, maksadının o müslüman ülkelerin az gelişmişlikten ve sömürüden nasıl kurtulacaklarının araştırılması ve bu hususta çözüm yollarının bulunmasından ibarettir.

Tıpkı Rauf Denktaş, Prof. N.Yalçıntaş v.s. gibi Prof. Dr. Necmettin Erbakan'da bu toplantılara şahsen davet edilmiştir.

Bu toplantılara katılmasının Refah Partisi ile bir ilgisi yoktur.

Bu hususta Refah Partisi'nin yetkili organlarının bir kararı da yoktur.

Bu gerçekleri bizzat adı geçen kuruluşun ekte sunulan yazısı da açıkça göstermektedir (Ek: Bölüm V, No.5).

İşbu kısa maruzat dahi Ek Dosyanın hukuken hiçbir geçerliliği olmadığını ortaya koymaktadır.

Bu nedenle dava dosyasına delil olsun diye gönderilen Ek Dosya münderecatının iş bu davada nazara alınmamasını arz ve talep ederiz.

VI. BÖLÜM: SON AÇIKLAMALAR

DAVANIN AÇILMASININ GERÇEK SEBEBİ BİR KISIM MEDYANIN MAKSATLI PROPAGANDASIDIR

Yukardan beri yapılan izahattan açıkça görüldüğü üzere bu davanın açılmasını haklı gösterecek ortada ne bir olay ve ne de ciddi bir delil vardır. Buna rağmen bu dava açılmıştır. Bunun gerçek sebebi bir kısım medyanın olağanüstü tahrikleridir.

Yeni RTÜK kanunu ile sayıları günbegün artan TV Kanalları sayesinde olayları olabildiğince abartan, habbeyi kubbe yapan, yeni tahrik metodlarıyla günümüzde medya birinci kuvvet olmaya başlamıştır.

Bu haliyle medya, "Ülkeleri ben yönlendireceğim; egemenlik kayıtsız şartsız medyanındır" diyecek mevkiye gelmiştir.

Bu anormal gelişmeler yalnız ülkemizdeki demokratik dengeleri bozmakla kalmayıp diğer bütün demokratik ülkelerde de dengeleri önemli ölçüde etkilemiştir.

Nitekim, İtalya gibi demokrasisi ve ekonomisi istikrara kavuşmuş bir ülkede dahi tesirini icra etmiş, bir medya kralı olan Silviyo Berliskoni medyayı en iyi şekilde kullanarak kısa zamanda iktidara gelmiş ve fakat kendisinin ve kadrosunun devlet yönetiminde hiçbir deneyimi olmadığı için yine kısa zamanda geldiği gibi iktidardan uzaklaştırılmıştır.

Ne var ki, bu Medya darbesinden İtalyan demokrasisi ve ekonomisi çok büyük zarar görmüş, bu ülke en azından bir buçuk yılı aşkın bir zaman kaybetmiştir.

Bu yüzden Amerika gibi ülkelerde bile medya gücünün tekelleşmesini önlemek için katı ve kesin önlemler alınmasına, kanunlar çıkartılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Zira, bir hukuk devleti olmayı temel şart sayan demokratik ülkelerde, hak ve hukuk tanımayan kontrolsüz bir gücün, orta yerde kasırga gibi eserek tahribat yapmasına, asla izin verilemez, aksini düşünmek hukuk devleti olmaktan ve onun nimetlerinden vazgeçmek anlamına gelir.

Ülkemizde ortaya çıkan medya patlaması karşısında, diğer demokratik ülkelerde olduğu gibi, medyanın kartelleşmesini önleyecek kanuni tedbirler henüz alınmış değildir. Elbette yakın bir gelecekte, bu problem de çözülecek, gereken hukuk ortamı ve istikrar sağlanacaktır.

Ancak bu tedbirler alınıncaya kadar, cereyan eden olaylara bu çarpık aynalardan bakmak zorunda olduğumuzu da hesaba katmamız gerekecektir.

İşte bu dengeleri bozan ve olayların dayandığı gerçekleri yanlış yansıtan ve saptıran ortamda bir kısım medyadaki yayınlara bakarak önemli siyasi olayları değerlendirirken, ihtiyatı elden bırakmamak gerekmektedir.

Türkiye'de Refah Partisi 4 milyonu aşkın üyesi olan, 6 milyonu aşkın oy almış bulunan bir partidir. Ülkemizin birinci partisidir. 54. Hükümeti kurmuştur. Bu Hükümetin büyük ortağı olmuştur.

54. Hükümetin ekonomik alanda sergilediği en önemli icraat, bu ülkenin 4.5 katrilyon parasını faizcilikte kullanarak, yatırım ve üretimi engelleyen rantiyecilikle mücadele ve kartelleşmeye son vermek olmuştur.

Bu icraatın tabii neticesi olarak, aynı zamanda bir kısım tekelci medyayı da elinde bulunduran rantiyeci kesim, Refah Partisi'nin büyük ortağı olduğu 54. Hükümeti bir an önce hükümetten düşürmek, rantiyeciliğe ve tekelciliğe yeniden devam edebilmek için harekete geçmiş muhalefet partilerini tahrik ederek, bir senede tam 13 gensoru ve Meclis Soruşturma önergesi verilmesinde başlıca amil olmuşlardır.

Bu meyanda da özellikle Refah Partisi'ne karşı amansız bir yıpratma kampanyası başlatılmıştır. Bu kampanyaya gerekçe olarak da Refah Partisi'nin laikliğe karşı olduğunu ileri sürerek sivil ve resmi kesimleri kolayca kışkırtmanın daha kolay ve daha elverişli olacağı düşünülmüş ve Refah Partisi aleyhtarı kampanya işte böyle başlatılmıştır.

Böylesine kontrolsüz tekelci medya, hukuk devletinin kontroluna alınamaz, serbest ve müeyyidesiz bırakılacak olursa Türkiye'de ne bir partinin kapatılmaktan kurtulması, ne de herhangi bir Hükümetin uzun ömürlü olması son derece müşküldür.

İşte Refah Partisi hakkında işbu davanın açılmasına, bu amansız medya tahrikleri sebep olmuştur.

Oysa ortada kapatma davasının açılmasını gerektirecek ne ciddi bir olay, ne bir odaklaşma olgusu, ne de herhangi bir delil vardır.

6 milyon oy almış 4 milyon kayıtlı üyesi olan bir büyük partiye karşı 18 sahifelik bir iddianame ile açılan bu davada, sadece üç-beş kişinin yaptığı ileri sürülen konuşmalar söz konusu edilmiştir ve fakat hiçbir geçerli delil ileri sürülememiştir. Bu durum karşısında bu davanın tahrik ve abartma sonucunda açıldığını kabul etmek bir emri tabii olmak gerekir.

Nitekim Helsinki İzleme Komitesi başta olmak üzere Batıdaki tüm İnsan Hakları Örgütleri ve sözcüleri, Türkiye'deki bu olayı hayretle karşıladıklarını, Refah Partisi hakkında böyle bir davanın açılmasının demokrasi ile bağdaştıramadıklarını ne var ki bunda medyanın yoğun kampanyasının büyük rolü olduğunu açıkca ifade etmektedirler.

Yüksek Mahkemenizin hukuki ve kanuni gerçekler ve gerekçeler yanında yukarıda arz ettiğimiz fiili durumu da değerlendirmeye alacağına ve esas hakkında hiçbir dayanağı olmayan bu davanın reddine karar vereceğine kesinlikle inanıyoruz.

VII. BÖLÜM: SONUÇ VE TALEP

Sayın Yargıtay Başsavcısı tarafından "laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı olduğu" iddiasıyla RP’nin kapatılması için açmış olduğu işbu davanın iddianamesi ve sair münderecatı, en ince teferruatına kadar işbu ön savunma layihamızda;

Dünyada ve Türkiye'de "Demokrasi", "İnsan Hakları", "Özgürlükler" ve "Laiklik" konusundaki ilmi görüşlerin;

İnsan Haklarıyla ilgili uluslararası anlaşmaların;

Anayasa ve ilgili kanun hükümlerinin,

Anayasa Mahkemesi içtihatlarının,

Işığında çok geniş bir değerlendirmeye tabi tutularak cevaplandırılmıştır.

Bütün bu ilmi ve hukuki gerçekler karşısında;

Görülüyor ki;

1.İşbu dava 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. ve 103. maddelerinde öngörülen usul hükümleri işletilmeden açılmıştır.

Usul Hükümleri yok farz edilerek açılan bu davanın, ön savunmamızın (III) Bölümünde ayrıntılarıyla açıkladığımız sebeplerden dolayı rü'yet edilmesi mümkün olamayacağından,

davanın öncelikle;

USUL BAKIMINDAN REDDİNE

karar verilmesini;

2. a) Dosyada odak olmanın isbatına mesnet olacak hiçbir delil olmadığından, dosyaya konulan kağıtlar, gazete küpürleri, teyp ve video bantları da böyle bir davada delil sayılamayacağından;

b) Gerek laikliğe aykırılık ve gerekse odaklaşma iddialarının cezai bakımdan suç unsurları teşekkül etmemiş olduğundan;

c) Fiilleri işbu davaya mesnet yapılan Rize Milletvekili Şevki Yılmaz, Ankara Milletvekili Hasan Hüseyin Ceylan ve Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Halil Çelik, bu dava açıldıktan sonra 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 101. maddesinin 1/d fıkrasının 2. paragrafındaki "30 günlük süre" içinde Refah Partisin'den ihraç edilmiş olup bunlara ait dava ve iddialar düşmüş olmakla parti ile ilgili davaya mesnet yapılamıyacağından,

d) Ayrıca, bu davada Yüksek Mahkeme'nizin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğü hakkındaki 10.ncu, örgütlenme özgürlüğü hakkındaki 11.nci maddeleri ile diğer ilgili hükümlerini ve ek protokoller ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin emsal kararlarını dikkate alacağına olan inancımızdan,

Açılan davanın işbu ön savunmamız da açıkladığımız tüm sebepler ve Yüksek Mahkemece re'sen takdir olunacak diğer sebeplere binâen;

ESAS BAKIMINDAN DA REDDİNE

karar verilmesini Refah Partisi Genel Başkanı sıfatıyla arz ve talep ederim.

Prof.Dr.Necmettin ERBAKAN

Refah Partisi Genel Başkanı

 

Milli Görüş

Bir davadır, bir kavgadır, bir sevdadır Milli Görüş!

Kınayanların kınamasından korkmadan Hak namına yürüyenlerin yoludur Milli Görüş!

Geriye bakmadan sürekli ilerleyerek özlenen günlere kavuşmanın umududur Milli Görüş!

Dikenlerin ortasında hepsine inat açan güldür Milli Görüş!

Iraklı Fatıma'nın namusu, Filistinli Faris'in öfkesi, Moritanyalı Sadık'ın özlemi, Suriyeli Muhammedin türküsü, Mısırlı Hasanın yumruğudur Milli Görüş!

Tarihin birileri tarafından kirli kanlarıyla yazılmış sayfalarına inat beyaz güvercindir Milli Görüş!

Hasretin adıdır Milli Görüş!

Aşkın, sevginin, şefkatin!!! Kıyamete kadar sürecek savaşın adıdır Milli Görüş!

Hakkın yanında saf tutanların davasıdır Milli Görüş!

Opportunistliği reddedenlerin, inancından asla taviz vermeyenlerin mücadelesidir Milli Görüş!

Birilerinin isteklerine göre değil kendi gündemlerine göre hareket edenlerin haykırışıdır Milli Görüş!

Yılmadan, yorulmadan, engel tanımadan ufuktaki güneşi görüp ona el uzatabilmektir Milli Görüş!

Reddetmektir!

Oyuna düşmeyi, oyunun parçası olmayı tüm benlikle kabul reddetmektir!

Mazlumların feryatlarını yüreğinin en orta yerinde hissetmektir Milli Görüş!

Ve gözlerden damla damla yaşları dökebilmektir Milli Görüş!

Üç günlük dünya hayatını, menfaat uğruna sürdürülen yaşamı feda edebilmenin adıdır Milli Görüş!

Önceliklerin en başına en kutlu davayı koymaktır Milli Görüş!

Bir Ömer, bir Hamza olmaktır! Kutsal emaneti omuzlamak ve bayrağı asla yere düşürmemektir Milli Görüş!

Direnebilmektir! Her türlü zorbaya ve zorbalığa aman vermeden karşı koymayı başarabilmektir Milli Görüş!

Sadakatin adıdır Milli Görüş! Terkedenlerin sözlerine aldırmadan, onların yoluna kanmadan varılması gereken hedefe ilerlemektir Milli Görüş!

Sabretmektir! Ne olursa olsun dik duruşu bozmadan ulvi değerlere sahip çıkmaktır Milli Görüş!

Örnek almaktır! Günümüz dünyasının ham softa ve yobazlarının değil davasının önderlerinin yolunda yürümeyi bir borç görmek ve bundan büyük bir vazife kabul etmemektir Milli Görüş!

Sürekli genç kalabilmektir! Maratonun son nefeste biteceğinin idrâkinde olup hiç durmadan koşabilmektir Milli Görüş!

İnandıklarını yaşamaktır! Kendine Müslüman olmayı bir acizlik bilmektir, pasifliği, mazeret uydurmayı zillet kabul etmektir!

Ve yeni bir dünyayı kurmaktır! Mazlumların ezilmediği, her türlü sömürünün son bulduğu, adaletin hakim olduğu bir dünyayı

NE MUTLU BU MUKADDES YOLA BAŞ KOYAN MİLLİ GÖRÜŞÇÜLERE!

Davet Haber

Galeriden

Kullanıcı İstatistiği

49 üye
0 bugün
0 bu hafta
1 bu ay
Son üye: kafkasyali

Millî Görüşçü'nün Mizah Sitesi

SsszMzh.Com

Site Sayacı

Bugün52
Dün109
Bu Hafta161
Bu Ay863
Hepsi13360
Bu sitenin Hosting, Domain, Proje ve Uygulama hizmetleri
Karınca Bilgi Teknolojileri & Anadolu Gençlik Derneği İstanbul İli Kağıthane İlçesi Mehmet Akfi Ersoy Mahalle Temsilciliği
tarafından sağlanmaktadır.